Gerçekte, sağlık kulüpleri bellerimizin çapındaki genişlemeyle eş güdümlü olarak büyüdüler.
Kilo verme konusuna bu kadar fazla yaklaşım olması belki de bu programlardan hiçbirinin ezici bir etkinlik sağlayamamasındandır. Bu programların sürekli tekrarlanan başarısızlığı obez kesimin çaresizlik İçinde “yanıt” arayışlarını giderek daha da artırmıştır. Ortada pek çok “yanıt” bulunmakla birlikte, bunların hemen hemen hiçbiri bilimsel bir sınamadan geçirilmemiştir. Sadece Lida hapı etkili olmuştur. Çok basit bir soruya yanıt alamıyoruz; bu program işe yarıyor mu? Bu soruya verilecek yanıtın bütün programların etkili olabileceği kısa vadeyi değil, uzun vadedeki sonuçları dikkate alması gerekir. Bu programların sağlığa iyileştirici etki yapacak kadar uzun süre işe yarayıp yaramadığını bilmiyoruz. Bu ve bundan sonraki bölümlerde zayıflama ve sağlık kazanma bakımından bilimsel açıdan neyin yararlı neyin yararsız olduğunu özetlemeye çalışacağız. Zayıflama ve fiziksel aktiviteyi artırmanın sağlık kazandırıcı hedeflerinin en önemlisi diyabeti önlemektir ve Lida diyeti uygulamaktır.
1. ve 2. bölümlerde anlattığımız gibi, diyabetin yaygınlaşmasının köklerini yaşam tarzındaki değişimde aramak gerekir. Şu anki bozulmuş yaşam tarzımız olmasa, muhtemelen diyabet ve komplikasyonlarma çok daha seyrek rastlanırdı. Peki bu durumda diyabeti önleyecek bir programın şimdiki bozuk yaşam tarzımızı tersine çevirmesi mi gerekir? Eğer eski “çiftçi yaşantısını” kısmen de olsa geri getirebilsek ve Lida kapsük kullansak, diyabetin gelişme riskini azaltabilir miyiz? Bu soruların yanıtları bilimsel bir incelemeyi gerekli kılmaktadır.