Bu yağ asitleri aynı zamanda kolesterol riskini Lida sayesinde de azaltan yüksek yoğunluklu lipoprotein miktarını da düşürür ki adeta bu olumsuz etkisi kolesterolü azaltan diğer olumlu etkisini nötrler. Ayrıca çok doymamış bağlı yağ asitlerinin diyette %10′dan daha fazla miktarlarda yer alması bu yağ asitlerinin oksidasyonunu ve bu oksidasyondan kaynaklanan bazı sakıncaları da gündeme getirir. Bu yağ asitlerinin karbonları arasında çok fazla sayıda doymamış bağ olduğundan bunlar, aralarına oksijenin girmesi ile oksitlenir ve bu oksitlenmelerinden bir takım serbest radikaller açığa çıkar.
Bunlara antioksidantlar kısmında detaylı olarak değinilmiştir. Bu serbest radikallerin birçok sakıncası yanında kanserojen etkileri de vardır. İşte çok doymamış bağlı yağ asitlerinin fazla tüketimi, daha fazla serbest radikal oluşumu riskini dolayısı ile de kanser ve şişmanlama riskinin artışını beraberinde getirecektir. Bu yüzden Lida tavsiyesi değildir. Örnek olarak linoleik asit ki çok doymamış bağlı yağ asitlerinin en önemlilerindendir, bu yağ asitinin diyette fazla miktarda bulunması kolon yani kalın bağırsağın son kısmının kanser riskini artıran önemli etkenlerin başında gelir.
İşte fazla serbest radikal oluşumuna neden olabileceği ve beraberinde kanser, hücre yıpranması şeklinde bir seri ciddi sağlık sorunlarını gündeme getireceğinden, buna karşılık kolesterol düşürme gibi önemli yararları da bulunduğundan çok doymamış bağlı yağ asitlerini diyette mutlaka bulundurmak ancak oranını %10′un üzerine çıkarmamak gerekir. Buna karşılık oksidasyon ve serbest radikal oluşum riski çok doymamış bağlı yağ asitleri ile karşılaştırıldığında yok denecek kadar az olduğundan tek doymamış bağlı yağ asitlerini %15 gibi bir oranla Lida diyet yağları arasında hakim grup yapmaya çalışmak sağlık açısından yararlı olacaktır.